Başhekim Remzi Sarıkaya'dan 'sessiz katil' uyarısı!
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Remzi Sarıkaya, dünya genelinde 'sessiz katil' olarak bilinen hipertansiyonun özellikle genç yaş grubundaki tehlikelerine dikkat çekerek, erken tanı ve tedavinin önemini vurguladı.
Haberin Özeti
- • Başhekim Sarıkaya hipertansiyonun, genellikle belirti vermeden ilerlediğini ve bu yüzden 'sessiz katil' olarak adlandırıldığını belirtti.
- • Sarıkaya, genç yaşta yüksek-normal veya hipertansif düzeyde seyreden kan basıncının, 40 yaş sonrasında hem kalp-damar hem de böbrek hastalıkları açısından ciddi risk artışıyla ilişkili olduğu görüldü.
- • Sarıkaya, tüm gençleri düzenli sağlık kontrollerine ve tansiyon ölçümlerine davet etti.
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Remzi Sarıkaya, tüm dünyada kalp krizi ve diğer kalp-damar hastalıklarının en sinsi nedenlerinden biri olan hipertansiyonun, genellikle belirti vermeden ilerlediğini ve bu yüzden 'sessiz katil' olarak adlandırıldığını belirtti.
Başhekim Sarıkaya, özellikle genç yaşta ortaya çıkan yüksek tansiyonun çoğu zaman hafife alındığını vurgulayarak önemli uyarılarda bulundu. “Erken yaşta başlayan kan basıncı yüksekliği, yıllar içinde damarlarımızda biriken yük nedeniyle damar sertliği, kalp yetmezliği ve böbrek hastalığının gelişimini hızlandırmaktadır” dedi. Bu nedenle gençlerin tansiyon değerlerinin yakından takip edilmesi, yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınması ve gerektiğinde tedavi edilmesi, ileriki yaşlarda karşılaşılabilecek ciddi kalp-damar olaylarının önüne geçmek için kritik bir adım.
Söz konusu çalışmada, 18 ila 40 yaş arasındaki bireylerin kan basıncı düzeylerinin uzun vadede kalp ve böbrek sağlığı üzerindeki etkileri incelenmiş; koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, inme ve kronik böbrek hastalığı gelişimi değerlendirilmiş.
Başhekim Sarıkaya, araştırmanın çarpıcı sonuçlarını aktarırken, “Genç yaşta yüksek-normal veya hipertansif düzeyde seyreden kan basıncının, 40 yaş sonrasında hem kalp-damar hem de böbrek hastalıkları açısından ciddi risk artışıyla ilişkili olduğu görüldü” ifadelerini kullandı. Bu riskin sadece belirgin yüksek tansiyon durumlarında değil, normalin üst sınırına yakın değerlerde bile geçerli olduğu, üstelik bu artışın sigara ve diyabet gibi bilinen risk faktörlerinden bağımsız olarak da devam ettiği belirtildi. Yani tansiyon yükseldikçe, risk de katlanarak artıyor.
Son olarak Başhekim Sarıkaya, genç erişkinlerde saptanan sınırda yüksek kan basıncı değerlerinin dahi göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Erken dönemde sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerinin uygulanması ve uygun hastalarda tedavi stratejilerinin değerlendirilmesi, uzun dönemde kalp ve böbrek sağlığını korumak açısından hayati bir öneme sahip. Sarıkaya, tüm gençleri düzenli sağlık kontrollerine ve tansiyon ölçümlerine davet etti.
Bakmadan Geçme